Gösteri



23 Eyl 11

Iğdır hakkında herşey Iğdır şehir tanıtımı

Iğdır Türkiye’nin en doğu ilidir. Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nin Erzurum – Kars Bölümü’nde yer almaktadır. 27 Mayıs1992 tarihinde Kars ili’nden ayrılarak Türkiye’nin 76. ili olmuştur. 4 ilçe, 8 belediye ve 157 köyden oluşur. Merkez ilçesi dışında 3 tane daha ilçesi vardır. TBMM’ye her seçimde 2 delege göndermektedir. Azerbaycan (Nahcıvan), İran ve Ermenistan sınır komşularıdır. Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.

Iğdır’ın “Mor Karaman” cinsi koyunu

Canlı hayvan ticaretine yönelik olarak çok sayıda koyun yetiştirilir. Bu yüzden koyunculuk birinci, sığırcılık ikinci plandadır. Koyun sürüleri, yazın yaylalardaki sulak çayırlara çıkarılarak otlatılır. Şekerpancarı üretimi yaygınlaştıktan sonra sığır besiciliği gelişti. Hayvanlardan sağılan sütlerin değerlendirildiği mandıralarda tereyağı ve kaşar peyniri üretilir.
Hayvancılıkta birinci sırayı koyun alır. Onu sırasıyla keçi, sığır-manda ve kümes hayvanları izler. Bölgede bulunan çayırlar, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlara yeterli gelmemektedir. Bu yüzden hayvan yemleri, hayvancılıkta önem teşkil eder.
Bölgede en çok yetiştirilen hayvan olan koyunun yetiştirilmesini güçleştiren en önemli sorun, yılın 4-6 aylık süresi boyunca arazinin karla örtülü kalması sonucu hayvanların ağıl veya komlarda beslenmesi zorunluluğudur. İl çevresinde özellikle “Mor Karaman” cinsi koyun yetiştirilmektedir. Bölgedeki koyun sayısı yıldan yıla değişiklik gösterse de son yıllarda azalma eğilimindedir. Bölgede keçi yetiştiriciliği koyunculukla bir arada yürütülmektedir. Genellikle ortalama bir koyun sürüsünde 5-10 tane keçi bulunur. Bölgenin toplam keçi varlığı 25,000-50,000 arasında sürekli değiştirmektedir. Yayla hayatında çadır yapımında kılından yararlanmak için yaylalarda önemli ölçüde kıl keçisi yetiştirilir. Kıl keçisi yetiştiriciliğini teşvik eden diğer bir faktör de, bu hayvanların süt verimlerinin koyunlara oranlara daha çok olmasıdır. Gerçekten bölgede; bir günde bir koyun ortalama 0.5-1 kg arası süt verirken ,bir keçiden yaklaşık 1.5 kg kadar süt çıkar. Ayrıca keçi, dağlık kesimlerde en ulaşılmaz otlara bile ulaşabilmektedir. Bu yüzden yayla halkında keçinin önemi, ova halkına göre daha fazladır.
İlçelere Göre Sığır Türü ve Sayısı (2000)TürüMerkez İlçeKarakoyunluTuzlucaAralıkİnek13,9007,0505,4804, 910Dana9,6006,1504,7402,500Öküz3501775042Boğa90059 5340130Manda950276113600Toplam25,70014,08811,4238, 180
Ovada büyükbaş hayvancılıkta küçükbaş hayvancılık kadar büyük bir öneme sahiptir. Bölgede büyük ölçüde mera hayvancılığı yapılmaktadır. Bunun yanında besi hayvancılığı da giderek önem kazanmaktadır. Ayrıca bölgede süt verimi yüksek olduğu için az da olsa manda beslenir. Çünkü manda ineğe göre daha uzun süre ve miktarda süt verir ve et verim ortalaması inekten daha fazladır. İlin toplam manda varlığı 2,000-7,000 arasında değişmektedir. Ayrıca bölgede yük çekmek için beslenmekte olan az sayıda at, eşek ve deve vardır. Ancak 1987′den sonra deve önemini kaybettiği için ilde deve nesli tükenmiştir
Ovadaki kümes hayvancılığında baş sırayı tavuk alır. Onu hindi, ördek ve kaz gibi çeşitli kümes hayvanları takip eder. Çok eskiden beri sürdürülen bu faaliyet, ilkel metotlarla ve ilkel ırklarla daha çok aile tavukçuluğu şeklinde sürdürülmektedir. 2006 yılında bölgeyi etkisi altına alan kuş gribi salgınına kadar aile başına 5-10 adet tavuk düşüyordu. Kümes hayvanlarının %90′lık bir kısmı tavuklardan oluşuyordu. 2006 yılının başlarında ilde ele geçirilen kümes hayvanlarının %98′inden fazlası imha edilerek bölge halkına hayvanların değeri ödenmiştir.
Iğdır Ovası ve çevresi arıcılık bakımından son derece elverişli şartlara sahip olmasına rağmen arıcılık faaliyetleri yeterince gelişmemiştir. 2000 verilerine göre en çok kovan 7,249 ile Tuzluca ilçesinde bulunmaktadır. Onu 642 kovanla merkez ilçe, 193 kovanla Aralık ilçesi ve 154 kovanla Karakoyunlu izlemektedir. Bölgenin başlıca arı ırkı; “Kafkas Arı Irkı”dır. Kovan başına 20-25 kg bal üretimi düşmektedir


Igdır tanıtımı, ığdır tanıtım videosu, ığdır tanıtımları, ığdır köyleri, ığdır pansiyon, ığdır otelleri, ıdır hotel, ıgdırı anlatan yazılar, ığdırlılar, ıgdır, iğdır, ıgdır şehir merkezi, IGDIR tanıtımı, IGDIRın tarihi,


Filed under: Gösteri

Trackback Uri






23 Eyl 11

İçel Tanıtımı, İçel tanıtım videosu, içerl tanıtımı videolu, içerk şehir merkezi, içel merkez, içelde ucuz otel, içerik pansiyon, içel oto kiralama, içel sohbet, içel chat, içel muhabbet, içel kızları, içel köyleri, içel sanayi, içel tanıtımını anlatan makale, içeli anlatmak, içel tarihi, içel kültürü, içel halkı, içel belediyeleri, mersin, içel mersin, mersin tanıtımı, mersin üniversiteleri, mersin tanıtım videosu, mersin oteller, mersin oto kiralama, mersin merkez, mersin içel,

YÜZÖLÇÜMÜ: 15.853 km²

NÜFUS: 1.266.995 (1990)

İL TRAFİK NO: 33

İLÇELER: İçel (merkez), Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke, Tarsus.

İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Gümüşkum, Çamdüzü, Erdemli Çamlığı, Pullu, Karaekşi, Karabucak ve Bahçeyeri Orman İçi Dinlenme Yerleri, Cennet ve Cehennem Obrukları, Narlıkuyu Mağarası, Eshab-ı Kehf Mağarası, Gözne, Fındık Pınarı, Namrun ve Sorgun Yaylaları, Erdemli, Silifke ve Anamur’daki Plajlar, Pompeiopolis, Tarsos, Neopolis, Krykos, Kilindria, Selevkeia ve Anemurion İlkçağ Kent Kalıntıları, Kleopatra Kapısı, Anamur, Meydancık, Kız, Mut, Silifke Kaleleri, Alahan Manastırı, Hoghia Thekla Bazilikası, Uzuncaburç, Akkale, Gözlükule Yerleşmeleri, Tarsus Camisi, Lal Ağa Camisi, Erdemli, Silifke, Tarsus ve Narlıkuyu Mozaik Müzeleri.

Kamplar

Anamur
Pullu
Tel: (324) 827 11 51

Bozyazı
Dikilitaş

Aydıncık
İncekum

Silifke
Kemer (Yeşilovacık)

Silifke
Şehitlik
Tel: (324) 714 65 81

Mut
Karaeski
Tel: (324) 796 01 02

Erdemli / Talat
Gaktepe (Çamlık)
Tel: (324) 515 21 40

Erdemli
Kumkuyu

Erdemli
Kargagediği

Mersin
Gümüşkum (100.Yıl)
Tel: (324) 481 34 81

Mersin
Kuyuluk

Mersin
Çopurlu

Mersin
Gözne Kale Çamlık

Tarsus
Karabucak

Çamlıyayla
Karabucak

Silifke Narlıkuyu
Genç.ve Spor Md. Akkum / Gen. Kampı
Tel: (324) 723 30 26 Silifke Erdemli Yolu Üzeri
Kervansaray Kızkalesi / Erdemli
Tel: (324) 233 15 41

Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü Kamp Yerleri

Erdemli Sahil Çamlığı
Erdemli / Mersin
Tel: (324) 515 12 19

Pullu
Anamur Silifke Karayolu 7. km.
Tel: (324) 814 11 05

Dikilitaş
Mersin, Anamur
Tel: (324) 814 11 05 Kemer-Akdere
Mersin, Silifke
Tel: (324) 237 22 52

İl Kültür Müdürlüğü

Tel: (324) 231 96 29
Faks: (324) 233 49 28

Kültür Merkezleri

Merkez
Opera, bale, tiyatro gibi etkinliklere yönelik 600 kişilik Salon

Yazışma Adresi: Atatürk Cad. Cumhuriyet Alanı
33070 – Mersin
Tel: (324) 237 19 02 – 03 – 04 Tarsus
Opera, bale, tiyatro gibi etkinliklere yönelik 500 kişilik Salon
400 m²’lik Sergi Salonu
Kütüphane
4 adet Sanat İşliği

Yazışma Adresi: Muvaffak Uygur Cad. Tarsus – İçel
Tel: (324) 614 10 44
Faks: (324) 613 13 52

Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Uray Cad. No:38
MERSİN
Tel: (0 324) 231 56 21
Faks: (0 324) 233 49 28

Müzeler

İçel (Mersin) Müzesi
Adres: Atatürk Cad. Kültür Merkezi – İçel
Tel: (324) 231 96 18

Silifke Atatürk Evi
Adres: Taşucu Cad. No: 111 Silifke – İçel
Tel: (324) 714 10 19
Faks: (324) 714 28 52

Anamur Müzesi
Adres: Yalıevleri Mah. Fahri Görgülü Cad. No: 8
Anamur – İçel
Tel: (324) 814 16 77 Tarsus Müzesi
Adres: Tarsus – İçel
Tel: (324) 613 06 25

Mersin Atatürk Evi Müzesi
Silifke Müzesi

Örenyerleri

İçel Müzesi
Pompeipolis – Mersinli – Merkez / Mezitli
Ayaş – Erdemli İlçesi
Kanlıdivane – Erdemli İlçesi
Kızkalesi – Erdemli İlçesi
Tırtar – Erdemli İlçesi
Küstüllü – Erdemli İlçesi
Çeşmeli – Erdemli İlçesi
Tömük – Erdemli İlçesi
İamas – Erdemli İlçesi
Koskerla – Erdemli İlçesi
Yapısıgüzel – Erdemli İlçesi
Hoyrat – Erdemli İlçesi
Kocahasanlı – Erdemli İlçesi
Çatören – Erdemli İlçesi
İmirzeli – Erdemli İlçesi
Tirmil Höyük – Mersin – Merkez
Karaduvar Höyük – Mersin – Merkez
Karaduvar Su kemer – Mersin – Merkez
Yümüktepe – Mersin – Merkez
Aslanköy Kaya Mezarı – Mersin – Merkez
Aslanköy Mağarası – Mersin – Merkez
Gözne Kalesi – Mersin – Merkez
Başnalar Kalesi – Mersin – Merkez
Öküzlü Kalesi – Erdemli İlçesi
Sinap Kalesi – Erdemli İlçesi
Çandır Kalesi – Erdemli İlçesi
Cet Tepe – Erdemli İlçesi
Güdübeş Kalesi – Mersin – Merkez / Yakaköy
Belenkeşlik Kalesi – Mersin – Merkez / Belenkişlik Köyü
Manavşa Kalesi – Mersin – Merkez / Değirmençay Köyü

Anamur Müzesi
Anemurium Örenyeri – Nasrettin Köyü
Mamure Kalesi – Bozdoğan Köyü Silifke Müzesi
Cennet – Cehennem – Silifke / Hasanaliler
Narlıkuyu – Silifke / Pınarlıkuyu
Uzuncaburç – Silifke / Uzuncaburç
Ayatekla – Silifke / Becili
Alahan Manastırı – Mut / Geçimli Köyü
Holmi – Silifke / Taşucu
Aphrodisias – Silifke / Yeşilovacık
Demircili – Silifke / Demircili
Tekkadın – Silifke / Ovacık
Karadedeli – Silifke / Karadedeli
Topmar – Silifke / İmamuşağı
Karaböcülü – Silifke / Karaböcülü
Canbazlı – Silifke / Canbazlı
Kelenderis – Aydıncık
Meydancıkkale – Günlar
Sömek – Silifke / Sömek
Dağpazarı – Mut / Dağpazarı
Balabulu – Mut / Yalnızcabağ
Kale – Mut / Merkez
Bakırtepe – Silifke / Yeşilovacık
Cingeyli – Silifke / İmamlı
Adamkayalar – Silifke / Hüseyinler
Meydankalesi – Silifke / İmamlı
Kale – Silifke / Kirobasi
Gülümpaşalı Höyüğü – Silifke / Gülümpaşalı
Antikyo – Silifke / Narlıkuyu
Sinobiç – Mut / Yeşilyurt
Mavga Kalesi – Mut / Yeşilyurt
Gökburç – Silifke / Ovacık
Hançer Kalesi – Silifke / Ovacık
Mezgit Kale – Silifke / Ovacık
Karakabaklı – Silifke / Karadedeli
Kültesi – Silifke / Karadedeli
Işıkkale- Silifke / Karadedeli
Gözleyentepe – Silifke / Yeşilovacık
Çingentepe – Mut
Maltepe – Mut

Önemli Günler
Mahalli Kutlama Günleri:

Atatürk’ün Silifke’ye Gelişinin Yıldönümü
Silifke
27 Ocak

Atatürk’ün Mersin’e Gelişinin Yıldönümü
Mersin (Atatürk Anıtı Önü)
17 Mart

Atatürk’ün Tarsus’a Gelişi
Tarsus
16 Mart

Kıbrıs Barış Harekatını Kutlama ve Şehitleri Anma Günü
Silifke
20 Temmuz

Deniz Şehitlerini Anma Günü
Mersin-Refah Şehitleri Anıtı
4 Nisan

Hava Şehitlerini Anma Günü
Mersin Şehitliği
15 Mayıs

Refah Şehitlerini Anma Günü
Mersin-Refah Şehitleri Anıtı
23 Haziran

Denizcilik Bayramı
Silifke Taşucu
1 Temmuz

Mareşal Fevzi Çakmak’I Anma Günü Yayla Şenlikleri
Silifke (Kırobası)
30 Ağustos

Kurtuluş Günleri:

Mersin’in Kurtuluşu
Mersin
3 Ocak
Arslanköy’ün Kurtuluş Günü
Arslanköy Cumhuriyet Alanı
1 Mart

Festivaller:

Uluslararası Mersin Festivali ve Fuarı
Mersin
12 Eylül-12 Ekim

Uluslararası Silifke Müzik ve Folklor Festivali
Silifke
20-26 Mayıs

Karacaoğlan Festivali
Mut
Eylül Ayının Son Haftası

Mut Kayısı Festivali
Mut
Haziran Ayının 2. Haftası

1. Uluslararası Anamur Turizm Festivali
Anamur
27-31 hangi ayda yapılacağı henüz belli değil?

Şenlikler:

Zafer Şenlikleri ve Geleneksel Karakucak Güreşleri
Aslanköy
30 Ağustos

Önemli Haftalar:

Türk Kooperatifler Haftası
Silifke
30 Haziran-5 Temmuz
Üst Resim: Narlıkuyu Üç Güzeller Mozaiği
Alt Resim: İçel Kızkalesi


Filed under: Gösteri

Trackback Uri






23 Eyl 11

İstanbul Tanıtım Videosu, İStanbul tanıtım, islambul, istanbul, İstanbul tarihi, istanbul kültürü, istanbulda ucuz ev, istanbul pansiyonları, istanbul otelleri, istanbulda ucuz otel, istanbulda oto kiralama, istanbul emlak, istanbul kültür merkezi, istanbul tarihini, istanbul tanıtım video, istanbul anlatmak, istanbul tanıtım yazıları,

istanbulun tarihçesi

İstanbul’un tarihi 300 bin yıl önceye kadar uzanır. Küçükçekmece gölü kenarında bulunan Yarımburgaz mağarasında yapılan kazılarda insan kültürüne ait ilk izlere rastlanmıştır. Bu dönemde gölün çevresinde Neolitik ve Kalkolitik insanların yasadığı sanılmaktadır. Çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda, Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağ’a, Ağaçlı yakınlarında ise, Orta Paleolitik Çağ ile Üst Paleolitik Çağ’a özgü aletlere rastlanmıştır. 5000 yıllarından itibaren başta Kadıköy Fikirtepe olmak üzere Çatalca, Dudullu, Ümraniye, Pendik, Davutpaşa, Kilyos ve Ambarlı’da yoğun bir yerleşimin başladığı sanılmaktadır. Ama bugünkü İstanbul’un temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılmıştır. M.S. 4. Yüzyılda İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent yapılmış; o günden sonra da yaklaşık 16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde başkentlik sıfatını sürdürmüştür. Aynı zamanda, İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri olan İstanbul, 1453′te Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra Müslümanların en önemli kentlerinden biri sayılmıştır.
İSTANBUL TARİHİNDEKİ BELLİ BAŞLI DÖNEMLER
Bizantion (M.O. 660 – M.S. 324) Yunanistan’dan gelen Megara’lılar M.Ö. 680′lerde Marmara Denizi’ni geçerek İstanbul’a ulaştılar ve bugünkü Kadıköy’de Halkedon adını verdikleri bir kent kurdular. “Körler Ülkesi” olarak da anılan Halkedon’un halkı tarımla uğraşıyordu. M.Ö. 660′larda da Trak kökenli komutanları Bizans önderliğinde yola çıkan Mega’lıların diğer bir kolu bugünkü Sarayburnu’nun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu. Efsaneye göre Delfi Tapınağı’ndaki kahinin öğüdüne uyarak burayı seçen Megara’lılar, komutanlarının adından hareketle, kente “Bizantion ” adını verdiler. Bu yörede Megara’lılardan önce de bazı Trak toplulukları yaşadığı bilindiği için Megara’lılarla yerli halkın kaynaşmış oldukları sanılmaktadır. Pek çok istilalara uğrayan Bizantion, M.Ö. 269′da Bithynıalılar tarafından yağmalanarak ele geçirildi. M.Ö. 202′de Makedonyalılar’in tehdidinden korkarak, Bizantion Roma’dan yardım isteğinde bulundu. Bu dönemden itibaren kentte Roma İmparatorluğu’nun etkisi başlamış ve M.Ö 146′da kent Roma’nın egemenliğine girmiştir. Önceleri idari olarak varlığını sürdüren kent, daha sonra Bitinya-Pontus eyaletinin bir parçası haline gelmiştir. Böylece 700 yıllık kent devleti statüsü sona ermiştir. 73 yılında Bizantion Roma’nın Bithynia-Pontus eyaletine bağlandı. İmparator Vespasianus kentin gelişimine katkıda bulundu. 193 yılına gelindiğinde, Roma İmparatoru Septimus Severus, Partlar’in tarafını tutan Bizantion’u kuşatarak kenti yağmalayıp, surları da yıktırdı. Daha sonra ise surları yeniden inşa ettirip, kenti imar etti. Yeni binalarla sokakları düzenledi. Hipodrom inşaatını başlattı. 269′da kent bu defa Gotlar’ın saldırısına uğradı. Zafer kazanan Gotlar, deniz kıyısına yakın bir yere sütunlarını diktiler. 13′de Nicomedialılar kenti ele geçirdiler. I. Constantinus, Nicomedialilar’la yaptığı savası kazanarak kenti geri aldı.
Roma İmparatorluğu’nun başkenti (324 – 395)Bizantion Roma’nın Doğu’sunun yönetim merkezi olarak seçildi. Bu yeni konumu, kentin dünya kültürü ve siyaseti içindeki önemli rolünü de belirledi. I. Constantinus (324-337), Romalı soyluları Bizantion’a çağırarak kentin Romalı nüfusunu artırdı. Yeni başkentin konumuna yakışır bir imar hamlesi başlatıldı. Limanlar ve su tesisleri yeniden düzenlendi. Kent içi su dağıtım sistemlerinin temelleri atıldı. Savunma için yeni bir sur yaptırıldı. Septimus Severius’un başlattığı hipodrom inşaatı tamamlandı. 100 bin kişilik hipodromun genişliği 117, uzunluğu ise 480 metreydi. Hipodrom duvarlarinın üzeri çok sayıda heykelle süslüydü. En önemlisi de at heykelleriydi. Kentin Latinler tarafından istila edilmesiyle bu at heykelleri Venedik’e, San Marco Meydanı’na taşındı. Hipodrom’daki (Sultanahmet Meydanı) imparatorluk sarayı (Sultanahmet Camisi’nin bulunduğu alan) ve anıtsal ibadethaneler, akropolis (Topkapi Sarayı’nın bulunduğu yer) yapıldı. Önceleri Nea (Yeni) Roma adı ile anılan kenti, I. Constantinus kendi adıyla özdeşleştirdi. 11 Mayıs 330 tarihinde kentin adı Constantinopolis olarak ilan edildi. Önce Aya Irini, ardından 360 yılında da Ayasofya kiliselerini yaptıraran I. Constantinus, kenti Hiristiyan dünyası için önemli bir merkez haline getirdi.Bizans İmparatorluğu Dönemi (395 – 1453) 476′da Batı Roma’nın yıkılmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu’na dönüşmüş ve İstanbul da, bu yeni imparatorluğun başkenti haline gelmiştir. 6. yüzyılın ortaları, Bizans İmparatorluğu ve İstanbul için yeni bir yükseliş döneminin baslangicidir. İmparator I. Jüstinyen yönetimindeki bu dönemde daha önce tahrip edilmiş olan Ayasofya bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiş, 543′lerde kentte görülen ve nüfusun yarısının ölümüne sebep olan veba salgınının izleri silinmiştir. 7, 8 ve 9. Yüzyıllar İstanbul için kuşatılma yılları oldu. Yedinci yüzyılda Sasaniler ve Avarlar’in saldırısına uğrayan kenti, sekizinci yüzyılda Bulgarlar ve Müslüman Araplar dokuzuncu yüzyılda ise Ruslar ve Bulgarlar kuşattılar. 1204′de kent Haçlılar tarafından ele geçirildi ve yağmalandı. Bu işgal ve yağma sonrasinda ortaçağın en büyük kenti 40-50.000 nüfuslu, yoksul ve harabe bir kente dönüştü. Bu dönemden sonra İstanbul sürekli küçülmeye ve fakirleşmeye başladı. Şehrin soylu ve zenginleri İznik’e göç etti. Latin İmparatorluğu sadece İstanbul ve yöresinde egemenlik kurabildi.İznik (Nikia), Trabzon ve Yunanistan’daki Epiros’ta bir Bizans muhalefeti gelişti. 1254 yılına gelindiğinde Latin İmparatorluğu çepeçevre kuşatılmıştı. Bu esnada İstanbul çok fakirleşmiş hatta Latin İmparatoru II. Baudouin ısınmak için sarayının ahşap bölümlerini yakacak olarak kullanmaya başlamıştı. Nihayet 1261 yılında Palailogos Hanedani İstanbul’u tekrar ele geçirdi ve böylece İstanbul’daki Latin dönemi sona erdi.

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi (1453-1923)Kent, 1391 yılından başlayarak Osmanlılar tarafından kuşatılmaya başlandı. 1396′da I. Bayazıd (1389-1403), Karadeniz’den gelecek yardımları önlemek için kentin Anadolu yakasına bir hisar yaptırdı.Kenti almaya kararlı olan II. Mehmed de (1451-1481), Bizans’a Kuzey’den gelecek yardımları her iki taraftan Boğaz’ı tutarak önlemek için bu defa kentin Avrupa yakasına Rumeli Hisarı’nı inşa ettirdi. İstanbul’un fetih hazırlıkları bir yıl önceden başlatıldı. Kuşatma için gerekli olan çok büyük toplar döktürüldü. 16 kadırgadan oluşan güçlü bir donanma oluşturuldu. Asker sayisi iki kat arttırıldı. Bizansın yardım almasını engellemek için yardım yolları kontrol altına alındı. Ceneviz’lilerin elinde bulunan Galata’nın da savas esnasında tarafsız kalması sağlandı. 2 Nisan 1453 tarihinde ilk Osmanlı öncü kuvvetleri İstanbul önlerinde görüldü. Böylece kuşatma başladı. İki aya yakın süren bu kuşatma dönemi 29 Mayıs 1453 günü sabaha karşı başlayıp, öğleden sonra kentin ele geçirilmesiyle tamamlandı. Bu tarihten itibaren İstanbul bir Osmanlı kenti oldu.
Fetihten sonra şehrin kalkındırılması için yeni iskan bölgeleri oluşturuldu. Bizans’in son dönemlerinde görkemini yitirmiş olan kentte, öncelikle eskiden kalma binalar ve surlar onarılmaya başlandı. Bizans altyapıları üzerinde Osmanlı’nın temel kurumlarının binaları yükselmeye başladı. Büyük su sarnıçlarının da korunması sağlandı. Osmanlı kimliğine uygun bir gelişme gösteren İstanbul artık imparatorluğun başkenti idi. Nüfusu artırmaya yönelik bu iskan ve sürgünlerle oluşan mahalleler daha sonraki Istanbul idari yapısının temelini oluşturdu. 1459′da İstanbul her biri farklı demografik özellikler taşıyan dört idari birime ayrıldı. Bunlardan biri idarenin merkezinin olduğu Suriçi, diğer üçü ise surdışında yeralan ve “Bilad-i Selase” olarak adlandırılan Eyüp (Büyük ve Küçük Çekmece, Çatalca ve Silivri dahil), Galata ve Üsküdar’di. 1457 sonunda eski başkent Edirne’nin uğradığı büyük yangınla şehre yeni göçmenler geldi ve şehir oldukça şenlendi. İstanbul, fetihten elli yıl sonra Avrupa’nın en büyük şehri haline geldi. 16. yüzyıla büyük bir şehir olarak giren İstanbul, Küçük Kıyamet olarak anılan 14 Eylül 1509 depreminde çok zarar gördü. 8 Şiddetinde olduğu tahmin edilen ve artçı sarsıntıları 45 gün süren depremde binlerce bina yıkıldı, binlerce kişi öldü.
İstanbul, 1510′da Sultan II. Beyazıd tarafından 80.000 kişinin istihdamıyla neredeyse yeniden kuruldu. Bu yüzden günümüze gelebilen eserlerin büyük çoğunluğu bu devirden kalmıştır. 1520-1566 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman yönetiminde İstanbul birçok değerli esere ve izleri günümüze kadar ulasan bir kent planına kavuşarak, gelişmiştir. Bu dönemde özellikle Mimar Sinan imzalı birbirinden değerli çok sayıda eser inşa edilmiştir. Veba salgını, yangınlar ve sellere rağmen Kanuni dönemi İstanbul için tam bir yükseliş dönemi sayılmıştır. Lale Devri olarak da anılan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın sadrazamliğındaki 1718-1730 yılları, itfaiye teskilatının kurulması, ilk matbaanın açılması ve çesitli fabrikaların inşasıyla İstanbul’un değişmeye başladığı dönemdir. 3 Kasım 1839′da Topkapı Sarayı’nın Gülhane Bahçesi’nde okunarak halka ilan edilen Tanzimat Fermani ile İstanbul’da yeni bir dönem açıldı. Batılılaşma sürecinin hızlandığı bu dönemde İstanbul’da mimariden yaşama tarzına, eğitim kuruluşlarından sanayi kuruluşlarına kadar birçok alanda yenilikler yaşandı.
Bu dönemde şehir yeni alanlara doğru genişlemeye başladı.Suriçi Bakirköy yönünde, Galata ise Teşvikiye yönünde yayılırken; Boğaziçi’nde Sarıyer’e iskan hızlandı. Anadolu yakası ise bir taraftan Bostancı, diğer taraftan Beykoz’a doğru büyüdü.Bu yıllar, altyapı ve kent hizmetlerinde de önemli gelişmelere sahne oldu. Haliç üzerine köprü yapılması, tünel (metro), Rumeli Demiryolu, kent içi deniz tasımacılığı yapan Şirket-i Hayriye’nin açılması, Şehremaneti (Belediye) örgütünün diğer belediye dairelerinin kurulması, ilk telgraf hattinin çekilmesi, Zaptiye Nezareti’nin kurulması ve ona bağlı karakolların açılması, Vakıf Gureba Hastanesi’nin hizmete girmesi ve Atlı Tramvay Şirketi bu gelişmelerin sadece bazılarıdır. 23 Aralık 1876′da I. Meşrutiyet ve 24 Temmuz 1908′de II. Meşrutiyet ilanlarına sahne olan ve halk arasında “Üçyüzon Depremi” denen 1894 depreminde büyük zarar gören İstanbul’, II. Dünya Savaşı’nın ardından 13 Kasım 1918′de İtilaf Devletleri donanmasınca işgal edildi. 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla İstanbul’un başkent dönemi sona erdi.


Filed under: Gösteri

Trackback Uri